• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Fantastik Kütüphane

LAURELL K HAMILTON

 
Anita Blake Serisinin Yazarı / Laurell K Hamilton
Web Sitesi: http://www.laurellkhamilton.org/
Blog: http://blog.laurellkhamilton.org/
Biyografi: 
Laurell K. Hamilton Amerika'nın Arkansas eyaletindeki Heber Springs'te doğdu, Indiana'da yüz kişilik bir köy olan Sims'de büyüdü. Laurell, 1969 yılında bir trafik kazasında annesinin ölümünün ardından büyükannesi tarafından yetiştirildi.
Laurell K. Hamilton'un gece yaratıklarına olan ilgisi, büyükannesi Laura Gentry'nin ona anlatmış olduğu, büyümüş olduğu Arkansas tepelerinden çıkan korku hikayeleriyle başlıyor. On üç yaşındayken “Pigeons From Hell” adlı kısa bir hikaye serisi keşfeden yazar sadece yazar olmaya değil, ayrıca yazmak istediği şeye de karar veriyor. Lisedeyken kütüphanede bulduğu “The Natural History of the Vampire” adlı kitabı neredeyse ezberleyene kadar pek çok kez okuyan yazar, tüyler ürpertici film ve hikaye seçimiyle hâlâ bebeklerle oynayan yaşıtlarından farklı olduğunu anlıyor. Bununla ilgili olarak “Kızların çoğuna benzemiyordum,” diyor.

Yazar, kendini oldukça meşgul eden yazarlık kariyerinden önce bir hayvan barınağında gönüllü olarak çalışmış. Bunu bir görevli olarak çalışmaktan ziyade, terk edilmiş evcil hayvanlarla zaman geçirip onlara sevgisi ve ilgisini vererek yapmış, Ancak yazarlık kariyerinin yoğunluğu nedeniyle maalesef bunu bırakmak zorunda kalmış.

Laurell K. Hamilton New York Times Best Seller listesine giren gizem, fantezi, büyü, korku ve romantizm temalı iki seri sahibi. Bunlar bu yıl Amerika'da on ikinci kitabı yayınlanan “Vampir Avcısı Anita Blake Serisi” ve “Şimdilik Gölgelerin Öpücüğü”, “Alacakaranlığın Öpücüğü” ve “Ayışının Baştan Çıkardığı” adlı kitapların yayınlandığı ve devamı gelecek olan “Peri Prenses Mery Gentry Serisi”.


Bunların dışında Amerika'da yayınlanmış diğer kitaplarından bazıları:
Nightseer –1992
Death Of a Dark Lord – 1995
Nightshade (Star Trek The Next Generation No:24) -2004
Ayrıca Marion Zimmer Bradly Fantezi Magazin, The Crossing Press: Freedom, Dragon Magazine gibi yayınlarda yer alan pek çok kısa hikayesi vardır.
Yazar; eşi, kızı, köpekleri ve balıkları ile birlikte St. Louis Missuori'de yaşıyor. 

Kaynak: http://www.kanguncesi.com/

Darla’dan:
“Defalarca sorulan bir soru ise ‘Laurell gerçekten nasıl biri?’ Hmm. Kendisinde Anita’nın bazı yanlarını görsek de, o Anita gibi değildir. Toplantılar ve imza günlerinde gördüğünüz düzgün, sıcakkanlı, gönlü zengin ve dost canlısı biri. Onun devamlı dostluğundan etkilendim.

Onu pek meşgul eden yazı kariyerinden önce, bir hayvan sığınağında gönüllü olmasıydı. Bir bakıcıdan çok, sahipsiz hayvanlarla ilgilenen ve sevgi paylaşan biriydi. Ne yazık ki, bunu sıkışık programından çıkarmak zorunda kaldı. Sürekli çalışmanın ve hiç oynayamamanın bir yazarı somurtkanlaştırdığını dile getirilir her zaman. Fakat onun, bu şekildeki tavırlar içinde olduğuna hiç rastlamadım. Yapabildiği kadar hızlı yazıyor ve görüşme tarihlerinin konularını düzenliyor. Bunları Laurell değil de yayımcısı belirliyor. Yazıcı tarihleri, bir sürü kitap eviyle hokkabazlık, bir şeyler yayımlayan diğer yazarlar, son kitaptan yazara çok karışık bir formül bu.

Laurell’in tüm hayran mektubuna kendisinin yanıt vermek istediğini biliyorum, ama öyle yapsaydı kitap falan alamazdık! Pek çok mektup alıyor. Ve merak edenlere, Laurell kendisinin de onayladığı bir teknofobik (bilgisayardan okumak kafasını karıştırıyor.) ve e-mail kullanmayı arkadaşlarının yardımıyla öğreniyor.

Kazandığı bu saygı onu şaşırtıyor. Kendisini özel değil de sıradan bir insan gibi görüyor. Yazmamasının kendi düşüncesine göre nefes almamak gibi bir şey olacağını düşünerek yazıyor, yani bu sadece yapmak zorunda olduğu bir şey. Bu harika yeteneğini bizimle paylaşmaya gönüllü olduğu içinse teşekkür ederiz.”

Kaynak: http://www.kayiprihtim.org/

Röportaj:

KG : Anita Blake serisini yazmaya nasıl başladınız.?
Laurell K.Hamilton : Sert detektif kurgularında güçlü kadın karakterlerin çok az olması bana bir meydan okuma gibi geldi. Bu türde kullanılan erkek karakterler, küfür eder, hiçbir suçluluk duymadan cinsel ilişkiye girer ve öldürür. Az rastlanan güçlü kadın karakterler ise nadiren küfreder, nadiren seks yaparlar ve yaptıysalar bile bu hikaye açısından geri plandadır ve pek bir şey ifade etmez.

Eğer kadın karakterler birini öldürmüşse, bu gerçekten önemli bir olaydır. Birini öldürdükleri için kendilerini kötü hissederler ve bunu ancak çok olağanüstü durumlarda yaparlar. Bu durumda erkek karakterler çok daha fazla eğlenirmiş gibi görünüyordu ve bu hiç de adil değildi. Böylece Anita Blake'i yarattığım andan itibaren o, en az erkekler kadar sert veya erkeklerden daha sert bir karakter olacaktı. Kendi içinde barındırdığından çok daha fazlası olabilmeliydi; çünkü erkeklerin baskın olduğu alanlarda bulunan her kadının da bildiği gibi, kadınlar erkeklerin ancak yarısı kadar iyi olabileceği şeklinde nitelendirildiğinden, siz iki kat daha iyi olmalısınız. Adil değil, fakat bu hâlâ erkeklerin egemenliğindeki alanlarda geçerli.

KG : Sizin için, Anita Blake Serisini yazmanın en eğlenceli kısmı nedir?
Laurell K.Hamilton : Anita Blake Serisi'ndeki karakterler benim için yakın birer dost oldular. Hayatları hakkında yazmak için masa başına oturduğumdan bu yana hayatlarının nasıl gittiğini görmeye bayılıyorum. Anita'nın sesini ve onun kelimeleriyle hayat ve olaylar hakkında saptamalarda bulunmayı seviyorum. Anita'nın hayatındaki farklı erkeklerle ve arkadaşlarıyla etkileşimini izlemeyi seviyorum.

KG : Karakterlerinizi yaratırken ne tür bir metot seçiyorsunuz?
Laurell K.Hamilton : Karakterler benim için iki yoldan biriyle oluşuyor. İlki, hikayenin dünyası veya konusu, kısmen, ihtiyacı olduğu bir karakteri belirler veya karakter bir olay sonucu ortaya çıkar. Anita Blake orijinalde para kazanmak için sadece zombi diriltecekti, vampir infazı ve polise doğaüstü cinayetlerde yardım etmesi, işleyişe çok sonradan eklendi. Eğer Anita polisle çalışmamış olsaydı, ne kadar da farklı bir karakter olurdu. O zaman silah taşımasına ihtiyaç olmaz veya Jan-Claude ve vampir dünyasının geri kalanıyla herhangi bir iletişimi de olmazdı. Bütün bunları eklediğimde Anita'nın karakteri değişti; dünyası da genişledi.

Ana karakterimin ne zaman doğru karakter olduğunu her zaman bilirim çünkü o, beraberinde hikayeyi destekleyen çeşitli ilginç karakterler de getirir. Bunda da bir kez polis işi ve vampir infazını eklediğimde küçüklü büyüklü diğer karakterler kendiliğinden oluşuverdi.

İkinci metot, bir isimle başlamaktır. Anita'nın orijinal yaradılışı, o ilk adını seçtiğinde değişti. O, etnik kimliğini seçti ve ben bir kere onun ilk adını bulunca ardından geri kalan tüm fiziksel özellikleri geldi.Çoğu kez karakterin ismini bulana kadar o karakter hakkında fazla bir şey bilmem.

KG : Sizce Anita Blake kişiliğinizin hangi karakteristik özelliğine sahip?
Laurell K.Hamilton : Aykırılığım ya da inatçılığım. İkimizin de kafamıza koyduğumuz her şeyi yapabileceğimize inanmak gibi bir eğilimimiz var ve “hayır” cevabını duymaktan hoşlanmıyoruz.

KG : Anita Blake kitaplarının diğer vampir ve doğaüstü kurgulara göre farklı bir stili olduğunu görüyoruz. Farlılığı yaratan sizce nedir?
Laurell K.Hamilton : Vampir hikayelerine kazandırdığım en önemli özellik; benim “canavarlarımın” saklandıkları dolaptan dışarı çıkmış olmaları gibi görünüyor. Demek istediğim, herkes onların gerçek olduğunu biliyor. Benim, vampirlerin ve yaratıkların yalnızca varlıklarının kabul edildiği değil, aynı zamanda sıradan insanların ve devletin de onlarla mücadele etmesinin ve beraber yaşamasının gerektiği bir dünya kuran ilk kişi olduğumu söylüyorlar. En çok merak ettiğim şey, bir sabah uyanınca korkulan tüm o öğelerin gerçek olması halinde ne olabileceğiydi. Ya bizim modern dünyamız aniden vampirleri, kurt adamları ve zombileri yaşamın normal bölümü gibi kabul etmek zorunda kalsaydı? Bu düşünceyi hâlâ büyüleyici buluyorum ve bu olgu, beni seri için yeni fikirler üretmeye iten şeylerden biri.

KG : Anita Blake kitapları yazmaya daha ne kadar devam edeceksiniz? Planlanmış bir son var mı?
Laurell K.Hamilton : Anita ve arkadaşları hakkında yazmayı bırakmak gibi bir planım yok.Bu bir gizem serisi olarak düşünüldü ve bu nedenle planlanmış bir son veya büyük bir doruk noktası yok. Kitaplar tek tek olduğu gibi kitaptan kitaba karakter gelişimi var ve her kitabın kendine ait tatmin edici ve tamamlanmış bir konusu var.Okuyucular uzun, heyecanlı bir serüvene hazırlanabilirler.

KG : Favori bir yazarınız ve ilham aldığınız bir mit var mı?
Laurell K.Hamilton : Robert E. Howard, okuduğum ilk yetişkin fantezisi olduğu gibi, okuduğum ilk kara fanteziydi. Toplu kısa hikayelerinden oluşan “Cehennemden Gelen Güvercinler” adlı kitabını okuduğumda bu türde yazmak istediğimi anlamıştım.Andre Norton, hem bilimkurgu ve fantastik eserleri hem de kadın oluşu nedeniyle benim için önemliydi.Fantastik edebiyata sevdalanmadan evvel kadın yazar kahramanım “Küçük Kadınlar” ve daha pek çok kitabın yazarı olan Louisa May Alcott'du. Korku ve benzer türde yazmaya başladığımda, artık bir yetişkin olarak, Bayan Alcott'un gotik korku hikayeleri yazdığını keşfedene kadar onu çok gerilerde bıraktığımı düşünmüştüm.Fakat orta–batıda yaşayan bir kız için erkek yazarlar kadar kadın yazarların da önemli olduğunu bilerek... Diğer etkilendiğim yazarlar: Edgar Allen Poe, H.P. Lovecraft, Saki. Ayrıca çocukluğumda televizyonda gösterilmeye devam eden 1950'lerin canavar filmleri. Folklore, mitolojiye ve karanlık tarihe karşı olan bitmek tükenmez ilgimin de ayrıca etkisi var. Anita'nın dünyasının ve bakış açısının yaratımının son aşamasında Robert B. Parker'ın Spenser'ı, Sara Paratesky ve Sue Grafton'un etkileri de yadsınamaz.

KG : Yazarken ne tür bir atmosfer tercih edersiniz?
Laurell K.Hamilton : Görmeye yetecek kadar ışık… Profesyonel bir yazarım ve bu nedenle atmosferin doğru olması için beklemem. Kıçını sandalyeye koyar ve yazmaya başlarsın. Yazarlar sadece yazar. Ofisimde uçuk yeşil veya uçuk mavi renklerin çevreye hakim olmasını tercih ediyorum. Nedenini bilmiyorum ama bu iki renk etrafımdayken her zaman daha rahat çalışıyorum. Yine de bulunması şart değil. Çalışan bir bilgisayarın haricinde gerekli olan diğer tek şey müzik. İlk önce bir albüm seçerim, ardından bir müzikal ve son olarak Noel müzik albümü. Son Anita Blake romanı Tori Amos'un “Scarlet's Walk” ve Evenescence'in “Fallen” albümü çalarken yazıldı. Sıklıkla beş yüz sayfada albüm değiştirme ihtiyacı hissediyorum. Yazım işi iyi gitmediğinde müzikalle değiştiririm. “Music Man”, Matthew Broderick'in ön planda olduğu yeni versiyon, bu kitap için tercih ettiğim müzikaldi. Bu kitap için kocam Jonathan bana içinde Carol of the Bells'in değişik versiyonlarının olduğu bir disc hazırladı. Poptan rap'e kadar. Noel şarkılarının ofiste yankılandığı günler yazım işleminin çok ağır olduğuna emin olabilirsiniz.

KG : En sevdiğiniz kitap, müzik türü ve film hangileridir?
Laurell K.Hamilton : En sevdiğim kitaplar arasında E. B. White'ın yazdığı Charlotte's Web (Örümcek Ağı – YKY, Doğan Kardeş Kitaplığı Dizisi), Harper Lee'nin yazdığı “To Kill a Mockingbird” (Bülbülü Öldürmek – Altın Kitaplar, Roman Dizisi), neredeyse tüm Robert B. Parker Spenser kitapları (Aile Onuru – Epilson), Rex Stout tarafından yazılan hemen hemen tüm Nero Wolfie kitapları. - Ailede Cinayet (Nero Wolf) Rex Stout, 1984, Gelişim Yayınları, Sarı Dizi-Polisiye Romanlar: 11.; Kuma Öldü (Nero Wolfe) Rex Stout, 1984, Gelişim Yayınları, Sarı Dizi-Polisiye Romanlar: 19.; Vahşi Batının Züppesi (Nero Wolfe) Rex Stout, 1984, Gelişim Yayınları, Sarı Dizi-Polisiye Romanlar: 25.-
En sevdiğim filmlerden biri Kim Novak ve Jimmy (James) Stewart'ın başrol oynadığı “Bell, Book and Candle” (Çan, Kitap ve Mum- 1958) isimli filmdir. Bu film benim üç favorimi içerir: Cadılar Bayramı, Noel ve Yayıncılık.
Tekrar tekrar izlemekten bıkmayacağım film türleri arasında romantik komediler, Sharlock Holmes ve Agahta Cristie gibi gizemli cinayet romanları ve aksiyon filmleri bulunuyor. En beğendiğim, son beş yılın en iyi korku filmi Brandon Fraiser'ın oynadığı THE MUMMY (Mumya)'ydı. Bol kanlı filmleri seyretmem. Ekranda ne kadar çok kan ve sıvı gösterilebileceği iddiasında olan şeyleri izlemekten hoşlanmıyorum. Hammer filmlerini izlemekten hâlâ zevk alıyorum. Yine de benim favorim “Vampire Circus” ya da “The Circus of Fear” (Korku Sirki) adıyla da bilinen film olacak.

Öyle belirgin bir müzik çizgim yoktur. U2'dan Depeche Mode'a veya film müziklerine kadar her müziğe ilgim vardır. İlk önceleri erkek vokalleri her şeye tercih eder gibiydim. Sonra bir gün bana bir hayranım tarafından verilen Tori Amos'un “Under the Pink” albümünü dinledim. Daha önce hiç Tori Amos dinlememiştim. O zamandan beri diğer grup veya solistleri dinleyerek yazdıklarımdan çok daha fazlasını Tori Amos dinleyerek yazdım.

KG : Bu yoğun programınızda bize zaman ayırıp sorularımızı cevapladığınız için teşekkür ederiz. Son olarak, Türk okuyucularınıza söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Laurell K.Hamilton : Ne olabilir bilemiyorum. Ancak röportaj için ve bana Türk okuyucularına ulaşma imkanı sağladığınız için teşekkür ederim.

Kaynak: http://www.kanguncesi.com/

Favorileri:
 Laurell K.Hamilton’ın favori vampir filmleri:
* Dracula 1931
* Near Dark 1987
* The Lost Boys 1987
* Dracula 1979
* Fright Night 1985
* My Best Friend is a Vampire 1994
* Interview with a Vampire 1994
* Love at First Bite 1979
* Count Dracula 1974
* Vampire Circus 1971

Laurell K.Hamilton’ın favori vampir kitapları:
* The Illustrated Vampire
* Vampire Book Melton - ansiklopedi
* Encyclopedia of Death -Avon reference
* The Cemetery Book Voodoo in Haiti
* Symbolic and Mythological Animals




0 Yorum - Yorum Yaz

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret120340
Fantastik Kütüphane Search
Özel Arama

 Belgarath